Yerel

Bakan Göktaş, Rami Kütüphanesi'nde ekransız zamana ihtiyaç olduğunu vurguladı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Rami Kütüphanesi'ndeki Aile Festivali açılışında ekransız zamana ihtiyaç olduğunu vurguladı. Göktaş, 9 gün sürecek festivalin ailelerin anı biriktirmesine katkı sağlayacağını belirtti.

26 Eylül 202612 dk okuma0 yorum
Bakan Göktaş, Rami Kütüphanesi'nde ekransız zamana ihtiyaç olduğunu vurguladı
Reklam Alanı · 728×90

Rami Kütüphanesi'nde düzenlenen Aile Festivali'nin açılışında konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aileyle geçirilen küçük anların yıllar sonra bile hatırlandığını vurguladı. Bakan Göktaş, "Dijitalleşmenin bu kadar arttığı bir dönemde, herkesin ekranlar üzerinden birbirleriyle sohbet ettiği bir dönemde, hepimizin teknoloji üzerinden zaman geçirdiği bir dönemde aile ve çocuklar arasında bu tür etkinliklere ihtiyaç duyduğumuzu, ekransız bir hayata, ekransız zamanlara ihtiyaç duyduğumuzu özellikle vurgulamak istiyorum" ifadelerini kullandı.Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 'Aile ve Nüfus On Yılı' hedefleri kapsamında Eyüpsultan'da bulunan Tarihi Rami Kütüphanesinde Aile Festivalinin açılışı gerçekleştirildi.

9 gün boyunca devam edecek festivale Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti İstanbul Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer ve diğer davetliler katıldı.Programın açılış konuşmalarında İstanbul Valisi Davut Gül ve AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, festival hakkındaki düşüncelerini dile getirdi."Aslında bizim anılar biriktirmeye ihtiyacımız var.

Küçükken her birimiz nenelerimizle, annelerimizle, babalarımızla geçirdiğimiz o ufacık anıları hala hatırladığımızı çok net biliyoruz"Programın açılışında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ailelerin çocuklarıyla yeterli vakit geçirmelerinin önemli olduğunu söyledi.Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, "Devlet olarak ailenin korunması ve güçlendirilmesi adına pek çok çalışmaya öncülük ediyoruz.

Ancak dijitalleşmenin bu kadar arttığı bir dönemde, herkesin ekranlar üzerinden birbirleriyle sohbet ettiği bir dönemde, hepimizin teknoloji üzerinden zaman geçirdiği bir dönemde aile ve çocuklar arasında bu tür etkinliklere ihtiyaç duyduğumuzu, ekransız bir hayata, ekransız zamanlara ihtiyaç duyduğumuzu özellikle vurgulamak istiyorum.

Bu kapsamda böylesine güzel bir festivalde, İstanbul gibi güzel bir şehirde, Rami Kütüphanesi'nin bu güzel bahçesinde genç yaşlı bütün aile fertlerinin birlikte güzel zaman geçireceği ve anılar biriktireceği mekanlar oluşturulmasını çok değerli buluyorum. Aslında bizim anılar biriktirmeye ihtiyacımız var. Küçükken her birimiz nenelerimizle, annelerimizle, babalarımızla geçirdiğimiz o ufacık anıları hala hatırladığımızı çok net biliyoruz.

Şehirler büyüdü, binalar yükseldi ancak birbirilerimizin arasında sosyalleşme, muhabbet eksildiğini üzülerek söylemek zorundayız. Bu nedenle aileyi korumak ve güçlendirmek aynı zamanda aile dostu ekosistemi de güçlendirmek demektir. Bu ortam da aile dostu ekosistemin aslında bir parçası" dedi."Hanelerimizin yüzde 58'inde 18 yaş altı çocuk yok"Türkiye genelindeki hanelerin yüzde 58'inde çocuk olmadığını ve 18 yaş altı çocuk sayısının azaldığını söyleyen Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, "Aileler büyük küçük burada birlikte hem zaman geçirebilecek hem de ayrı ayrı etkinlik alanlarında anneleriyle babalarıyla birlikte hem söyleşi dinleyecekler, şarkılar söyleyecekler, resim çizecekler, bir şeyleri inşa edecekler, oyun oynayacaklar ve dolayısıyla bu anıları biriktirmek ve çocuklarımıza bu anıları bırakmak çok çok değerli.

Ben böylesi anlamlı bir festival öncülük eden herkese yürekten teşekkür etmek istiyorum. Zira dijitalleşiyoruz. Bunu da çok net söylemek zorundayız.

Hanelerimizin yüzde 58'inde 18 yaş altı çocuk yok. Çocuk seslerinin yükseldiği, çocukların cıvıl cıvıl gülüşünün, seslerinin neşesinin donattığı ortamlara da ihtiyacımız var. İşte burası öyle bir ortam, öyle bir mekan.

İnşallah bundan sonraki süreçlerde de hem sivil toplum kuruluşlarımız hem kamu kurumlarımız hem de bütün Türkiye olarak çocukların neşesini duyurmaya, daha da yükseltmeye ve onlara Türkiye Yüzyılını daha güçlü çocuklarla birlikte bırakmaya ihtiyacımız var" şeklinde konuştu."Bir demografik çöküşü yaşıyoruz"Programda konuşan Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, "Bir demografik çöküşü yaşıyoruz.

Bütün dünyanın yaşadığı gibi biz de yaşıyoruz. Biz biraz daha hızlı yaşadık yaşıyoruz maalesef. Mesele tabii sadece demografik çöküşümüz değil.

Bu demografik çöküş bir şeyin sonucu. O da ailedeki bağların zayıflamış olması, aile kurumunun zayıflamış olması. Dolayısıyla ailenin güçlendirilmesi için yapılması gereken çok şeyler var.

Bir zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız var. Bu zihniyet dönüşümü de yeniden bireyi, aileyi ve toplumu merkezde alan bir düşünce sistematiğini gerektiriyor. Yani banane canım, kime ne, ona ne değil.

Ben başka insanların dertleriyle dertlenirim. Ben bir topluluğun parçasıyım. Ben bir ailenin parçasıyım.

Ben bir aile olarak bizliyim. Bizimi yeniden güçlendirmemiz ihtiyacımız var. Gençler üzerinde yaptığımız araştırmalardan şunu görüyoruz: hala gençlerimiz aileye çok önem ve değer veriyorlar.

Hala gençlerimiz ailenin onlar için çok önemli bir dayanak olduğunun farkındalar. Onların en son güvencesi limanı olduğunu söylüyorlar" ifadelerini kullandı."Bütün dünya ekonomisi bir kapitalist ekonomi olarak şekillendi ve onun sosyal ilişkiler üzerindeki güçlü tezirlerini yaşıyoruz, hissettiriyoruz"Konuşmasına devam eden Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, "Dolayısıyla bu demektir ki hala elimizde bir şans var.

İpi ucunu kaçırmamışız. Onun için bunun neyin sonucu olduğunu da konuşmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Yani sonuçta biz batılılaşmayı 200 yıldır yaşadık yaşıyoruz.

Bütün dünya ekonomisi bir kapitalist ekonomi olarak şekillendi ve onun sosyal ilişkiler üzerindeki güçlü tezirlerini yaşıyoruz, hissettiriyoruz. Onun getirdiği bireycilik, onun getirdiği her bireyin birer müşteri olarak görüldüğü bir dünya ve tabii ki hani hep İngiliz'in böl - yönet anlayışından bahsetmiştir ya tarihte, kapitalist merkezler de yani ürününü satması gereken sermaye sahipleri de insanları tek tek bölüp ondan sonra birer müşteri olarak kazanmayı hedefliyor.

Reklam Alanı · Yazı İçi 300×250

Dolayısıyla bizim aslında aile duygusunu zayıflatan bizim dışımızdan gelen, bizi tesiri altına alan bu cereyanları da unutmamak lazım. Bu vakayı da unutmamak lazım. Yani tek başına aile dostu, ekonomik desteklerle bu işin çözüleceği düşünmek beyhude" cümlelerini kullandı."Çocuk sahibi olmanın, çok çocuklu olmanın, aile olarak yakın yaşamanın takdir edildiği, yüceltildiği bir yerden düzleme dönmek zorundayız"Toplumda aile düzeni ve çocuk doğum oranının arttırılması gerektiğini söyleyen Bilal Erdoğan, "Gerçekten çok çocuklu bir aileyi gördüğünüz zaman şehir merkezinde herhalde cahil insanlardır algısı var mı?

Var. Ama yani bu mesela bu işin başlangıcı olan Amerika'da, Avrupa'da bile böylesine olduğunu söyleyemeyiz. Dolayısıyla bizde bir zihniyet kırılmasına ihtiyacı var.

Çocuk sahibi olmanın, çok çocuklu olmanın, aile olarak yakın yaşamanın takdir edildiği, yüceltildiği bir yerden düzleme dönmek zorundayız. Bunu inşa etmek için tabii ki devletimiz bir 10 yıl ilan etti ve bütün kurum kuruluşların ben ne yapabilirim demesini sağlamaya ihtiyacımız var. İşte aile dostu kurumlar, aile dostu işverenler, aile dostu politikalar.

Biz diyelim ki Bilim Yayma Vakfı'nda ne dedik? Burslarımızı nasıl aile dostu yapabiliriz diye düşündük. Burslarımızı, yüksek lisans ve doktora burslarımızı ilan ettik.

Ama dedik ki eğer, mesela doktora bursumuz aylık 35 bin lira. Eğer bursiyerimiz evliyse 42 bin 500 lira vereceğiz. Çocuk sahibiyse her çocuk için 5 bin lira ilave edeceğiz.

İşte bu Bilim Yayma Vakfı'nın burs sistematiğinde nasıl aile dostu oluruz, aslında çabasının bir yansıması. Ümit ediyoruz ki diğer sivil toplum kuruluşları burs veren kurumlar bunu kendilerine örnek alsınlar. Mesela yıllardır bazen yurt dışından çok parlak öğrencilerimizi burslandırıyoruz, doktora eğitimine gönderiyoruz.

Mülakat esnasında öğreniyoruz ki kardeşimiz sözlü. Ondan sonra ne zaman evlenmeyi istiyor? İşte doktora eğitimini yapacağım, döndüğümde evleneceğim.

Hayır, evlenip gideceksin. Biz de seni evlenip gitmen için destekleyeceğiz" diye konuştu."Doğurganlık oranının 1,42'ye düşmüş olması"Doğurganlık oranının 1,42'ye düştüğünü söyleyen Bilal Erdoğan, "Kapitalizm bile neyi öğretiyor? Her bir kuruşu kazanmanın hesabını yapacaksın diyor.

Kimsenin gözünün yaşına bakmayacaksın diyor. Kapitalizm çalışan dostu olmakla övmüyor. Kapitalizm sermaye sahibinin sermaye biriktirmesiyle övünüyor.

Tam tersine. O zaman işte tabii kapitalizmin kaçıncı neslini yaşıyoruz artık. Eğer bu kapitalizm yaşayacaksa biz de bunun aile dostu olması için mücadele edeceğiz.

Kapitalizmin sadece menfaat biriktirmek üzerinde değil, artık aileyi de gözeten, insanı bireyselleştiren değil, aile birimi içerisinde daha mutlu yaşamasını sağlayan bir sistematik olmasını düşünüp tasarlayabiliriz. Üniversitelerimizde, fikir insanlarımızda, efendime söyleyeyim sivil toplum kuruluşlarımızda buna kafa yormak zorundayız.

Doğurganlık oranının 1,42'ye düşmüş olması. Biz bunu buradan çevirebilen ülke olmalıyız. Biz bunu buradan yeniden bir buçuğa, ikiye taşıyabilen ülke olmalıyız" şeklinde konuştu."Cumhurbaşkanımız 20 yılı aşkındır söyledi üç çocuk diye.

Maalesef Cumhurbaşkanımız bunu söylerken güldük geçtik"Cumhurbaşkanımızın 3 çocuk tavsiyesini dinlemediğimizi söyleyen Bilal Erdoğan, "Cumhurbaşkanımız 20 yılı aşkındır söyledi üç çocuk diye. Maalesef Cumhurbaşkanımız bunu söylerken güldük geçtik. Bir kulağımızdan girdi, öbüründen çıktı.

Üstümüze düşenleri kurumsal adımları atmakta geciktik ve o zihniyet dönüşümünü yapmayı biz erteledik. Ama biz ertelerken, biz dururken ailenin düşmanları durmadı. Kendi menfaatini düşünen sermaye grupları durmadı.

Onlar bizi bencilleştirmeye, bizi menfaatperest yapmaya çalışmaya, bireyleştirmeye devam etti. Onlar bunun için trilyon dolarlarını harcamaya devam etti. Dolayısıyla biz buna yenilmeyeceksek eğer, biz buna sadece millet menfaati için değil, sadece Türkiye 100 yılı hedefleri için değil, dünyanın da daha güzel bir yer olabilmesi için.

Yani aklı başında kimle konuşursanız, sermaye sahibi olsun, teknoloji lideri olsun, dünyanın daha iyi bir yere gittiğini iddia etmiyorlar. Yapay zekayı geliştirenler de iddia etmiyorlar, dünyanın en zenginleri de iddia etmiyorlar. Böyle bir dertleri yok çünkü.

Dolayısıyla dünyanın daha güzel bir yer olmasını dert edinen insanların sayısını artırmalıyız ve bu insanların birbiriyle daha dayanışma içerisinde çalışmasına ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.Programın ardından Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan ve Bakan Mahinur Özdemir Göktaş festival alanını gezdi.

#Yerel#Haberler
İlginizi Çekebilir
Yorumlar (0)
0/500

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.